Dinlemek pasif bir iştir; ses kulağına gelir ama zihnin başka yerde olabilir. Anlamak ise aktif bir iştir: bağ kurmayı, soru sormayı, ara ara “şu ana kadar ne dedi” diye kendine dönmeyi gerektirir. Derste sıkılmanın çoğu sebebi, zihnini işe katmadan sadece kulağını açık tutmaktır.
Zihnini işin içine sok
- Öğretmen bir konuya girerken kendine sor: “Bunu neden anlatıyor, nereye bağlanacak?”
- Aklına gelen soruları kenara not et. Soru üretmek, dinlemeyi otomatik olarak aktifleştirir.
- Anladığın bir noktayı kendi kafanda tek cümleyle özetle; anlamadığın noktayı işaretle.
- Sıkıldığını fark edince kendini yargılama, sadece dikkatini son cümleye geri getir.
Not almak = dinlemeyi aktif kılmak
Not almanın asıl faydası, sonra okumak için değil, alırken zihnini uyanık tutmaktır. Öğretmenin dediğini kelimesi kelimesine yazmaya çalışma; duyduğunu kendi cümlelerine çevirerek yaz. O çeviri anı, öğrenmenin ta kendisidir.
Beş dakikalık iki küçük alışkanlık
- 1Ders başlamadan önce bir önceki dersin ya da bugünkü konunun başlığına 1 dakika göz at; zihnin “nereye” gideceğini bilsin.
- 2Ders bitince, çıkmadan önce 2 dakika ayır ve “bugün ne öğrendim” diye kendine 3 madde yaz.
- 3Anlamadığın bir yer olduysa yıldız koy. O yıldız, akşam nereden başlayacağının haritasıdır.
- 4Mümkünse anlamadığın noktayı ders bitiminde öğretmene sor; taze soru en kolay sorulandır.
Anlamamak, aptallık değil bir sinyaldir
Bir konuyu ilk seferde anlamamak son derece normaldir; anlamamak, “buraya biraz daha bakmam gerek” demenin bir yoludur. Soru sormaktan çekinme — sınıftaki başka birçok kişi de aynı yeri anlamamış olabilir.
Derste konunun yarısını yakalayabilirsen, akşam sıfırdan değil, ortadan başlarsın. Bu da hem zaman kazandırır hem de çalışmayı çok daha az yorucu kılar.