Ezber, bilgiyi anlamına bağlamadan olduğu gibi tutmaktır. Kısa vadede işe yarar ama iki zayıf noktası vardır: çabuk unutulur ve soru biraz farklılaşınca kırılır. Anlamak ise bilgiyi bir “neden”e bağlar; o yüzden hem daha kalıcıdır hem de yeni sorulara uyum sağlar.
Anladığını nasıl anlarsın?
Basit bir test var: bir konuyu, o dersi hiç görmemiş birine (küçük kardeşine, bir arkadaşına) sade cümlelerle anlatabiliyor musun? Anlatırken takılıp kaldığın yer, tam olarak anlamadığın yerdir. Anlatabilmek, anlamanın en dürüst kanıtıdır.
Basitçe anlat testi
Bir konuyu kendi cümlelerinle, jargon kullanmadan anlat. “Şey işte…” diye takıldığın nokta, çalışman gereken nokta. Kitaptaki cümleyi tekrarlayabilmek anlamak değildir; kendi cümlenle söyleyebilmek anlamaktır.
Anlamaya geçmenin yolları
- “Neden böyle?” diye sor. Bir formülü ezberlemeden önce nereden geldiğini bir kez anla; o zaman unutsan bile yeniden kurabilirsin.
- Örnek bul. Soyut bir kuralı, günlük hayattan bir örneğe bağla. Bağlanan bilgi kalır.
- Konuyu bir öncekiyle ilişkilendir. Yeni bilgi, bildiğin bir şeye tutununca yerleşir.
- Kendi cümlenle özetle. Kitabın cümlesini değil, seninkini yaz.
Peki ezber hiç mi gerekmez?
Gerekir. Bazı şeyler doğaları gereği ezberlenir: kelimeler, tarihler, semboller, temel formüller. Buradaki incelik şudur: anlaşılması gerekeni ezberlemeye, ezberlenmesi gerekeni anlamaya çalışmak zaman kaybettirir. Doğru araç, doğru işe.
Önce anla, sonra sağlamlaştır
En iyi sıra genellikle şudur: önce konuyu anla, sonra anladığın şeyin kalıcı olması için birkaç kez kendini test et. Anlamadan yapılan ezber kumdan, anlaşıldıktan sonra yapılan tekrar ise taştan bir temeldir.
Yani hedef ezbere düşman olmak değil; bilgiyi önce anlamına bağlamak, sonra tekrarla sağlamlaştırmak. Anlaşılmış bilgi, sınavdaki sürprizlere de dayanır.