Yapay zekâ inanılmaz bir araç: saniyeler içinde açıklıyor, özetliyor, öneriyor. Bunu kullanmamak saçma olur. Ama her aracın sessiz bir bedeli vardır: kullanmadığın kas zayıflar. Her düşünmeyi ona devredersen, kendi düşünme kasın ne olur?
Cevabı almak, öğrenmek değildir
Bir soruyu kendin çözmeye çalışmak zahmetlidir; deneme, yanılma, takılma içerir. Ama asıl öğrenme tam o zahmette gizli. Hazır cevabı almak bu süreci atlar: sonucu edinirsin ama onu üreten düşünme yolunu değil. Yani cevabı bilirsin ama bir dahaki sefere yine soramadan yapamazsın.
Küçük ama can alıcı
Makine senin yerine düşünebilir ama senin yerine öğrenemez. Düşünmeyi devrettiğin her seferde, biraz da öğrenme fırsatını devredersin.
Aracı ne zaman, nasıl kullanmalı?
Mesele yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; ne zaman kullandığın. Önce kendin düşünüp sonra kontrol için sormak başkadır; hiç düşünmeden doğrudan cevabı almak başka. İlkinde araç seni güçlendirir; ikincisinde yerini alır. Aynı alet, kullanım sırasına göre ya öğretmenin ya da bahanen olur.
Bir de şu var: makine her zaman haklı değildir. Kendi düşünme kasın zayıfladıkça, verdiği yanlış bir cevabı fark etme yeteneğin de zayıflar. Düşünmeyi bırakırsan, sadece cevabı üretmeyi değil, cevabı denetlemeyi de kaybedersin.
Denemeye değer
Bir soruda makineye koşmadan önce iki dakika kendin düşün: nasıl çözerdim, ne tahmin ediyorum? Sonra sor ve karşılaştır. Bu küçük sıra, aracı bahaneden öğretmene çevirir.
Cevap her zaman bir tık uzakta artık. Ama düşünmek hâlâ senin işin. Aracı kullan — ama önce kendi kafanı çalıştır; çünkü devredebileceğin en tehlikeli şey, düşünme alışkanlığının kendisidir.