İnsanlar değişir; hele 11 ile 18 yaş arası, insanın en hızlı değiştiği dönemlerden biridir. Zevklerin, fikirlerin, konuşma biçimin, önemsediğin şeyler birkaç yılda baştan aşağı yenilenebilir. Ama dijital arşiv bu değişimi hesaba katmaz: eski paylaşım sanki bugün yazılmış gibi aynı yerde durur.
Geçmişin bugüne taşınması
Bir paylaşımı değerlendirirken tarihini unutmak kolaydır. Eski bir yorum ekran görüntüsüyle yeniden dolaşıma girdiğinde sanki bugünkü bir fikirmiş gibi okunur. Oysa o cümleyi yazan kişi belki çok gençti, belki bir şakanın içindeydi, belki o günden beri fikrini değiştirdi. Tarihi silinmiş bir cümle, yazanı haksız bir çerçeveye sokar.
Küçük ama can alıcı
Bir insanı yıllar önceki tek bir paylaşımıyla tanımlamak, onu hiç büyümemiş saymaktır. Kimse bu haksızlığın kendisine yapılmasını istemez.
Kendine ve başkalarına zaman tanımak
Bunun iki yönü var. Biri kendi geçmişin: Eski bir paylaşımından utanıyorsan onu silmek ya da arşivlemek bir seçenek; ama asıl önemli olan bugün ne düşündüğünü bilmek ve gerektiğinde “O zaman öyle düşünüyordum, şimdi düşünmüyorum” diyebilmek. Değiştiğini söyleyebilmek bir zayıflık değil, büyümenin kanıtı.
Diğeri başkalarının geçmişi: Birinin eski bir paylaşımını gördüğünde tarihine bakmak, o zamanki bağlamı düşünmek, kişiye değişme fırsatı tanımak. Bu, zarar veren şeyleri görmezden gelmek demek değil; bir insanı bugün kim olduğuyla, geçmişini de geçmiş olarak değerlendirmek demek.
Denemeye değer
Bir gün eski paylaşımlarına bak ve kendine sor: Bugün bunu yazsam nasıl yazardım? Aradaki farkı bir yere not et. O fark, ne kadar büyüdüğünün en dürüst ölçüsü.
On yıl önceki sen bugünkü seni takip ediyor olabilir; ama seni tanımlamak zorunda değil. İnsan geçmişinin toplamından çok, ondan öğrendiklerinin toplamıdır. Bu hakkı kendine tanıdığın kadar başkalarına da tanı.