Eskiden birinin ne yaptığını bilmediğimizde bilmediğimizi kabul ederdik. Şimdi ekranda sürekli küçük izler var: son görülme, “çevrimiçi” yazısı, yeni takip edilenler, beğenilen fotoğraflar. Bu izler bir şey anlatıyormuş gibi görünür ama çoğu zaman hiçbir şey anlatmaz. Son görülme bir saattir; nedeni, niyeti ya da duyguyu söylemez.
Delil sanılan boşluklar
Kıskançlık boşlukları doldurmayı sever. Bir saatten, bir beğeniden ya da bir takipten bir hikâye örer ve o hikâye çoğu zaman en kötü ihtimal olur. Oysa biri çevrimiçi görünüp sana yazmıyorsa bir grubu okuyor, bir video izliyor ya da sadece yorgun olabilir. Veri var, anlam yok; anlamı biz ekliyoruz.
Küçük ama can alıcı
Bir ilişkide ya da arkadaşlıkta en tehlikeli cümlelerden biri şudur: “Ama çevrimiçiydin.” Bu bir soru değil, bir suçlamadır ve delili çoğu zaman bir saatten ibarettir.
İlgi ile kontrol arasındaki çizgi
Birinin son görülmesine arada bir bakmak sıradan bir merak olabilir. Ama sürekli kontrol etmek, şifre istemek, kiminle konuştuğunun hesabını sormak, telefonunu karıştırmak sağlıklı bir ilgi değil, kontrol davranışıdır. Bu hem arkadaşlıklarda hem romantik ilişkilerde geçerli. Seni kontrol etmeye çalışan biri varsa ya da sen birini kontrol etme dürtüsü hissediyorsan, bunu güvendiğin bir yetişkinle konuşmak çok değerli olur.
Güven, delil toplanarak kurulmaz. Soru sorarak, konuşarak, karşındakine açıklama fırsatı vererek kurulur. Bir saati yorumlamak yerine “Merak ettim, iyi misin?” demek, çoğu kıskançlık hikâyesini daha başlamadan bitirir.
Denemeye değer
Birinin son görülmesine bakıp bir hikâye kurduğunu fark ettiğinde dur ve kendine sor: Elimdeki gerçek bilgi ne? Sonra hikâyeyi değil, soruyu karşındakine götür.
Son görülme 22.47. Bu bir saat; bir itiraf, bir kanıt ya da bir mesaj değil. Dijital izlere söylemedikleri şeyleri söyletmeye çalışmak en çok da bizi yorar.