Birini uzun süre takip ettiğinde, hayatının parçalarını düzenli olarak gördüğünde, beynin bir kısayola başvurur: “Bu kişiyi tanıyorum.” Oysa gördüğün şey, o kişinin hayatı değil; o kişinin göstermeyi seçtiği hayattır. İkisi arasında koca bir mesafe vardır ve bu mesafe çoğu zaman görünmez.
Tek taraflı yakınlığın adı var
Tanımadığın ama tanıyormuş gibi hissettiğin insanlara karşı duyulan bu yakınlığa “parasosyal ilişki” deniyor. Yeni bir şey değil — insanlar eskiden de sevdikleri şarkıcılara, oyunculara uzaktan bağlanırdı. Ama sosyal medya bunu görülmemiş bir yoğunluğa taşıdı: artık o kişilerin en özel anlarını, günlük düşüncelerini, sesini her gün görüyoruz. Yakınlık hissi gerçek; ama ilişki tek taraflı.
Görmek ≠ tanımak
Birinin yüz paylaşımını görmek, onunla bir kez gerçekten konuşmaktan daha az tanıtır. Çünkü paylaşımlar seçilmiş, düzenlenmiş, en iyi hâliyle sunulmuştur. Tanımak ise seçilmemiş anları, çelişkileri, sıradanlığı görmeyi gerektirir.
Bu his neden önemli?
Çünkü bazen bu tek taraflı yakınlık, gerçek ilişkilerin yerine geçmeye başlar. Tanımadığın birinin hayatını yakından takip etmek, kendi çevrendeki insanlarla vakit geçirmekten daha kolay ve daha az risklidir — kimse seni reddetmez, kimseyle tartışmazsın. Ama kolay olan, çoğu zaman besleyici olan değildir. Ekrandaki yüz sana bir şey hissettirir, ama sana geri dönemez.
Aynı yanılgı arkadaşlıklarda da işler. Birinin story’lerini izliyor olmak onunla konuştuğun anlamına gelmez. Birinin nerede olduğunu biliyor olmak, ona yakın olduğun anlamına gelmez. Takip etmek pasiftir; tanımak ise karşılıklı ve çabalıdır.
Ekranın ötesindeki mesafe
Bu, takip etmeyi bırak demek değil. Sevdiğin birini izlemek, ondan ilham almak güzel olabilir. Mesele farkında olmak: gördüğün şeyin bir insanın tamamı değil, vitrini olduğunu bilmek. Ve gerçek yakınlığı — seni tanıyan, sana geri dönebilen insanlarla kurulan bağı — bir ekranın tek taraflı sıcaklığıyla karıştırmamak.
Bir hatırlatma
Seni en çok besleyen ilişkiler, seni geri arayabilen, adını bilen, kötü gününde yanında olabilen insanlarla olanlardır. Ekrandaki yüzler eşlik edebilir ama onların yerini tutamaz.
Sonuçta bir insanı gerçekten tanımak, onun en iyi karelerini görmek değil; en sıradan anlarında yanında olabilmektir. Ve bunu hiçbir takip butonu sağlayamaz.