İnsanlar sosyal medyada genelde en iyi anlarını paylaşır: en güzel fotoğraf, en eğlenceli an, en başarılı sonuç. Kimse sıkıldığı, kaygılandığı ya da başarısız olduğu anları paylaşmaz. Sen ise kendi hayatını içeriden, tüm sıradan ve zor anlarıyla yaşarsın. İşte karşılaştırma tam burada haksızlaşır.
Neden bu kadar etkili?
- Vitrin etkisi: Gördüğün şey gerçek hayat değil, en iyi anların seçkisidir.
- Sonsuz akış: Uygulamalar durmadan yeni içerik gösterir; karşılaştıracak bir şey hep vardır.
- Beğeni döngüsü: Beğeni ve yorumlar kısa süreli iyi hissettirir, sonra yenisini ararsın.
Hatırla
Birinin “kusursuz” paylaşımı, o anın binlerce sıradan saniyesinden seçilmiş tek karedir. Sen kendi binlerce saniyenle onu kıyaslıyorsun.
Karşılaştırma hissiyle baş etmenin yolları
- 1Fark et: Telefonu bırakınca nasıl hissettiğine dikkat et. Kötü hissettiriyorsa bu bir veri.
- 2Akışını temizle: Sürekli kendini kötü hissettiren hesapları sessize al ya da takipten çık.
- 3Süre koy: Belirli bir uygulamaya günlük sınır koy; sınır, iradeni değil dikkatini korur.
- 4Gerçeği hatırlat: “Bu bir vitrin” cümlesini kendine söyle; çoğu zaman his anında yumuşar.
- 5Gerçek hayata dön: Kıyasladığın enerjiyi sevdiğin bir şeye, bir kişiye ya da küçük bir üretime yönlendir.
Ne zaman bir yetişkinle konuşmalı?
Bu his sadece anlık bir keyifsizlik değil de günlerce süren bir mutsuzluğa, uyku ya da iştah değişikliğine dönüşüyorsa, bunu güvendiğin bir yetişkinle veya okul rehber öğretmeninle paylaşmak güçlü ve doğru bir adımdır. Yardım istemek zayıflık değildir.