Ödevin kâğıt üstündeki amacı teslim edilmesi; asıl amacı ise yapılırken öğrenilmesidir. Öğretmen o metni okumak istediği için değil, sen o metni yazarken düşüneceğin, araştıracağın ve takılacağın için verir. Ödevi yapay zekâya yaptırmak, ürünü teslim edip süreci boşa harcamaya benzer: elde bir kâğıt olur, akılda bir şey kalmaz.
Not ile öğrenme aynı şey değil
Not, öğrenmenin bir göstergesi olarak tasarlanmıştır. Ama gösterge ile gösterdiği şey birbirinden ayrılabilir: öğrenmeden not almak mümkündür. Bu kısa vadede kazanç gibi görünür, ama bilgi eksiği bir sonraki konuda, bir sınavda ya da bir iş görüşmesinde geri döner. O gün yardım edecek bir sohbet penceresi olmayabilir.
Küçük ama can alıcı
Kendine sor: Bu ödevin konusunu yarın birine anlatabilir miyim? Anlatamıyorsan ödevi teslim ettin, ama yapmadın.
Yapay zekâyla öğrenmek mümkün
Sorun yapay zekânın kendisi değil. Aynı araçtan ödevi senin yerine yazmasını istemek yerine, konuyu anlatmasını, yazdığını eleştirmesini, seni test edecek sorular hazırlamasını isteyebilirsin. O zaman araç bir kopya makinesi değil, sabırlı bir özel öğretmen olur. Fark, işi kimin yaptığında.
Bir de dürüstlük meselesi var. Başkasının yazdığını kendi emeğin gibi sunmak, yazan ister bir arkadaşın ister bir makine olsun, aynı sorunu taşır. Öğretmeninle yapay zekâ kullanımı hakkında konuşmak sınırları netleştirir ve seni gereksiz riskten korur.
Denemeye değer
Bir sonraki ödevde önce kendi taslağını yaz, sonra yapay zekâdan yalnızca geri bildirim iste: “Hangi kısım zayıf, neyi eksik anlatmışım?” Düzeltmeleri sen yap. Sonunda ödev hem senin olur hem de gerçekten öğrenmiş olursun.
Yapay zekâ ödevi yaptı; peki sen ne öğrendin? Cevap “hiçbir şey” ise teslim edilen şey bir kâğıttan ibaret. Aynı aracı düşünmek için kullanırsan cevap çok daha zengin olabilir.