Kırılma ve onarım normaldir
Cüceloğlu’nun geliştiren ebeveynlik yaklaşımı ve Siegel & Bryson’ın çalışmaları ortak bir gerçeği vurgular: hiçbir ilişki kırılmasız değildir; sağlıklı olan, kırılmanın ardından onarımın gelmesidir. Çocuk, kusursuz bir ebeveynden çok, hata yaptığında bunu kabul edip düzelten bir ebeveynden öğrenir. Onarılan bir çatışma, hiç yaşanmamış gibi olmasa da, güveni çoğu zaman daha da sağlamlaştırır.
Onarım nasıl yapılır?
- 1Önce kendin sakinleş: onarım, sen gerçekten sakinken yapılır; öfkenin kuyruğunda yapılan özür inandırıcı olmaz.
- 2Olayı adlandır: “Az önce sana bağırdım.” İnkâr ya da geçiştirme yerine olanı açıkça söylemek.
- 3Sorumluluğu al, ama koşullamadan: “Bağırmam doğru değildi” — “ama sen de…” eklemeden. “Ama” özrü siler.
- 4Çocuğun suçu olmadığını belirt: “Yorgundum ve kendimi iyi yönetemedim; bu senin hatan değildi.”
- 5Yeniden bağ kur: kısa bir sarılma, birlikte bir an; ilişkinin sürdüğünü göster.
“Ama” ile başlayan özür, özür değildir
“Bağırdığım için özür dilerim ama sen de dinlemedin” cümlesi onarımı iptal eder ve suçu çocuğa aktarır. Onun davranışını ayrı bir zamanda konuşabilirsiniz; ama özür, koşulsuz olmalı.
Onarım bir zayıflık değil, en güçlü ders
Bazı veliler özür dilemenin otoriteyi zayıflatacağından korkar. Tersine: hatasını kabul edip düzelten bir yetişkin, çocuğa hem güven verir hem de en zor becerilerden birini canlı gösterir — hata yapıp sorumluluk almak ve ilişkiyi tamir etmek. Bunu evde görmeyen çocuk, dışarıda da yapmayı zor öğrenir.