Üç ayrı katman var: duygu, davranış ve sorumluluk
Duygu, çocuğun içinde yaşadığı deneyimdir: öfke, hayal kırıklığı, utanma, korku veya kıskançlık. Davranış, bu duyguyla ne yaptığıdır: konuşmak, bağırmak, kapıyı çarpmak, hakaret etmek ya da vurmak. Sorumluluk ise davranışın sonucunu görmek ve gerekiyorsa zararı onarmaktır. İlkini kabul edebilir, ikinciye sınır koyabilir ve üçüncüyü daha sonra öğretebilirsiniz.
Kısa formül
Duyguya yer verin. Zararlı davranışı durdurun. Sakinleşince sorumluluğu konuşun.
Veliler neden duyguyu kabul etmekten çekiniyor?
- Çocuğun bu davranışı tekrar edeceğinden korkmak
- Yumuşak davranmanın otorite kaybı olduğunu düşünmek
- Başkalarının yanında “fazla hoşgörülü” görünmekten çekinmek
- Kendi çocukluğunda duygulara yer verilmemiş olması
- Duyguyu dinlemek ile talebi kabul etmeyi aynı şey sanmak
İki uç da neden işe yaramıyor?
Bir uçta “Bunda kızacak ne var?” diyerek duyguyu geçersiz saymak vardır. Bu yaklaşım çocuğa ne hissetmesi gerektiğini söyler ama hissettiğini değiştirmez. Diğer uçta ise çocuk üzülmesin diye kuralı kaldırmak veya kırıcı davranışı görmezden gelmek bulunur. Bu da duyguyla baş etme ve sınır içinde kalma becerisini geliştirmez. İhtiyaç duyulan şey sınırsız hoşgörü değil, sıcaklık ile netliğin birlikte bulunmasıdır.
Duyguyu kabul ederken sınır nasıl korunur?
- 1Gördüğünüzü söyleyin. “Telefonu bırakman istendiği için çok kızdın.” gibi kısa ve yorumsuz bir cümle kurun.
- 2Sınırı açıkça belirtin. “Telefon süresi bitti.” veya “Hakaret ederek konuşamayız.” deyin.
- 3Kabul edilebilir seçenek verin. “Beş dakika yalnız kalabilir ya da yanımda oturabilirsin.” gibi sınırın içindeki iki seçenek sunun.
- 4Tartışmayı duygunun zirvesinde çözmeye çalışmayın. Gerekirse ara verin ve dönüş zamanını söyleyin.
- 5Sakinleşince sonucu ve onarımı konuşun. Kırılan eşyanın düzeltilmesi, özür, yeniden deneme veya yeni bir plan bu aşamada ele alınır.
Empati sınırı ortadan kaldırmaz
“Seni anlıyorum.” demek, çocuğun olay yorumuna bütünüyle katıldığınız anlamına gelmez. “Bu kural sana haksız geliyor.” diyebilir ve yine de kuralı koruyabilirsiniz. Aynı şekilde “Çok kızdın.” diyebilir, fakat hakareti durdurabilirsiniz. Çocuk burada iki şeyi aynı anda öğrenir: duyguları ilişkiyi bozmak zorunda değildir ve davranışların yine de sınırları ile sonuçları vardır.
Kaynak temelli derinleşme
“Bütün-Beyinli Çocuk Uygulama Rehberi”nde Siegel ve Bryson, velinin kötü davranışı pekiştirme korkusu yüzünden bağ kurmaktan kaçınabileceğine dikkat çekiyor. Kitabın önerdiği sıra önce duyguyla temas etmek, ardından yönlendirmek. Türkiye’de ekran süresi tartışmasını düşünün: “Oyunun ortasında bırakmak zor geldi.” demek süreyi uzatmak değildir. Duyguyu gördükten sonra “Süre bitti; yarın başlamadan önce bitiş saatini birlikte ayarlayabiliriz.” diyerek sınır korunabilir.