HPHayatProvası
Duygusal gelişim

Çocuğumun duygusunu kabul etmek, davranışına izin vermek mi?

7 dk okumaGüncelleme: 19 Temmuz 2026

Kısa cevap

Hayır. Bir duyguyu kabul etmek, o duyguyla yapılan her davranışı onaylamak değildir. “Kızdığını anlıyorum.” ile “İstediğini yapabilirsin.” aynı cümle değildir. Sağlıklı yaklaşım duyguyu küçümsemeden görmek, davranışın sınırını net koymak ve sakinleşince sorumluluk ile onarımı konuşmaktır.

Çocuğunuz istediği olmayınca bağırıyor ve siz “Kızdığını anlıyorum.” diyorsunuz. İçinizden bir ses bunun davranışı ödüllendirmek veya otoriteyi kaybetmek olduğunu söylüyor olabilir. Bu kaygı anlaşılır; çünkü duyguyu kabul etmek ile davranışa izin vermek günlük tartışmalarda kolayca birbirine karışır. Oysa ikisini ayırmak hem ilişkiyi hem de sınırı güçlendirebilir.

Üç ayrı katman var: duygu, davranış ve sorumluluk

Duygu, çocuğun içinde yaşadığı deneyimdir: öfke, hayal kırıklığı, utanma, korku veya kıskançlık. Davranış, bu duyguyla ne yaptığıdır: konuşmak, bağırmak, kapıyı çarpmak, hakaret etmek ya da vurmak. Sorumluluk ise davranışın sonucunu görmek ve gerekiyorsa zararı onarmaktır. İlkini kabul edebilir, ikinciye sınır koyabilir ve üçüncüyü daha sonra öğretebilirsiniz.

Kısa formül

Duyguya yer verin. Zararlı davranışı durdurun. Sakinleşince sorumluluğu konuşun.

Veliler neden duyguyu kabul etmekten çekiniyor?

  • Çocuğun bu davranışı tekrar edeceğinden korkmak
  • Yumuşak davranmanın otorite kaybı olduğunu düşünmek
  • Başkalarının yanında “fazla hoşgörülü” görünmekten çekinmek
  • Kendi çocukluğunda duygulara yer verilmemiş olması
  • Duyguyu dinlemek ile talebi kabul etmeyi aynı şey sanmak

İki uç da neden işe yaramıyor?

Bir uçta “Bunda kızacak ne var?” diyerek duyguyu geçersiz saymak vardır. Bu yaklaşım çocuğa ne hissetmesi gerektiğini söyler ama hissettiğini değiştirmez. Diğer uçta ise çocuk üzülmesin diye kuralı kaldırmak veya kırıcı davranışı görmezden gelmek bulunur. Bu da duyguyla baş etme ve sınır içinde kalma becerisini geliştirmez. İhtiyaç duyulan şey sınırsız hoşgörü değil, sıcaklık ile netliğin birlikte bulunmasıdır.

Duyguyu kabul ederken sınır nasıl korunur?

  1. 1Gördüğünüzü söyleyin. “Telefonu bırakman istendiği için çok kızdın.” gibi kısa ve yorumsuz bir cümle kurun.
  2. 2Sınırı açıkça belirtin. “Telefon süresi bitti.” veya “Hakaret ederek konuşamayız.” deyin.
  3. 3Kabul edilebilir seçenek verin. “Beş dakika yalnız kalabilir ya da yanımda oturabilirsin.” gibi sınırın içindeki iki seçenek sunun.
  4. 4Tartışmayı duygunun zirvesinde çözmeye çalışmayın. Gerekirse ara verin ve dönüş zamanını söyleyin.
  5. 5Sakinleşince sonucu ve onarımı konuşun. Kırılan eşyanın düzeltilmesi, özür, yeniden deneme veya yeni bir plan bu aşamada ele alınır.

Empati sınırı ortadan kaldırmaz

“Seni anlıyorum.” demek, çocuğun olay yorumuna bütünüyle katıldığınız anlamına gelmez. “Bu kural sana haksız geliyor.” diyebilir ve yine de kuralı koruyabilirsiniz. Aynı şekilde “Çok kızdın.” diyebilir, fakat hakareti durdurabilirsiniz. Çocuk burada iki şeyi aynı anda öğrenir: duyguları ilişkiyi bozmak zorunda değildir ve davranışların yine de sınırları ile sonuçları vardır.

Kaynak temelli derinleşme

“Bütün-Beyinli Çocuk Uygulama Rehberi”nde Siegel ve Bryson, velinin kötü davranışı pekiştirme korkusu yüzünden bağ kurmaktan kaçınabileceğine dikkat çekiyor. Kitabın önerdiği sıra önce duyguyla temas etmek, ardından yönlendirmek. Türkiye’de ekran süresi tartışmasını düşünün: “Oyunun ortasında bırakmak zor geldi.” demek süreyi uzatmak değildir. Duyguyu gördükten sonra “Süre bitti; yarın başlamadan önce bitiş saatini birlikte ayarlayabiliriz.” diyerek sınır korunabilir.

İyi niyetle yapılan ama ters tepenler

Bu hafta deneyin

  1. 1Bir tartışmada duygu ve davranışı iki ayrı cümleyle ifade edin.
  2. 2Evde değişmeyecek üç temel sınırı yazın ve eşinizle veya bakım veren diğer yetişkinlerle aynı dili belirleyin.
  3. 3Bir sınır koyarken en fazla iki uygulanabilir seçenek sunun.
  4. 4Yanlış duygu tahmini yaptığınızda “Yanlış anlamış olabilirim; sen nasıl söylersin?” demeyi deneyin.
  5. 5Bir çatışmadan sonra yalnızca özür değil, somut bir onarım adımı belirleyin.

İşe yarayan cümleler

Kelimesi kelimesine değil; tonu ve yaklaşımı örneklemek için.

Ne zaman destek almalı?

Yoğun öfke ve sınır çatışmaları aylar boyunca sürüyor, giderek ağırlaşıyor, evin yanı sıra okul ve arkadaşlık alanlarında da belirgin sorun yaratıyor ya da saldırganlık, kendine zarar verme, başkasına zarar verme tehdidi ve ciddi davranış değişiklikleri görülüyorsa okul rehberlik servisi veya çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla görüşün. Yakın bir güvenlik riski varsa 112’yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Yararlanılan kaynaklar

Bu içerik bir derlemedir; tıbbi ya da psikolojik tavsiye yerine geçmez.

İlgili içerikler

Sık sorulan sorular

Çocuğum her sınırda “Beni anlamıyorsun.” diyorsa ne yapmalıyım?

Onu anlamaya çalıştığınızı gösterebilir, fakat kabul etmediğiniz talebi yine de reddedebilirsiniz. “Seni anlamaya çalışıyorum; hayır cevabım değişmiyor.” gibi iki parçalı ve kısa bir yanıt kullanın.

Sınır koyduğumda daha çok öfkelenirse geri adım atmalı mıyım?

Güvenlik sorunu yoksa yalnızca öfke yükseldi diye sınırı değiştirmek zorunda değilsiniz. Tartışmayı durdurabilir, sakinleşmek için zaman verebilir ve sınırı daha sonra yeniden açıklayabilirsiniz.

Özür dilemesini hemen istemeli miyim?

Zorla ve hemen söylenen bir özür çoğu zaman onarım sağlamaz. Önce sakinleşmesini bekleyin; sonra davranışın etkisini, özrü ve yapılabilecek somut telafiyi konuşun.

Faydalı bulduysan birine gönder: