Her şeyi yazmak neden işe yaramıyor?
Söylenen her şeyi yazmaya çalışınca dinlemeyi bırakırsın; elin konuşmaya yetişmeye uğraşırken ne anlatıldığını kaçırırsın. Üstelik bu notlar çoğu zaman kitaptaki cümlelerin kötü bir kopyası olur. Daha az yazıp daha çok anlamak, sonradan daha çok işine yarar.
Sayfayı üçe böl
- 1Sayfanın soluna 5–6 santimlik dar bir sütun çiz, altına da birkaç satırlık bir şerit bırak.
- 2Ders sırasında yalnızca sağdaki geniş alana yaz: anahtar fikirler, örnekler, öğretmenin tahtaya yazdıkları.
- 3Akşam soldaki dar sütuna, sağdaki notları soracak sorular yaz: “Fotosentez nerede olur?”, “Bu formül ne zaman kullanılır?”
- 4En alttaki şeride dersin özetini kendi cümlenle iki üç satırda yaz.
Bu düzen Cornell yöntemi olarak bilinir. Asıl gücü soldaki sorulardadır: Sağ tarafı kapatıp soruları cevaplamaya çalıştığında, notunu okumak yerine hatırlamaya çalışırsın. Hatırlamaya çalışmak, okumaktan daha kalıcıdır.
Neyi yaz, neyi atla?
- Yaz: Öğretmenin iki kez tekrar ettiği, tahtaya yazdığı ya da “bu önemli” dediği şeyler.
- Yaz: Çözülen örnek soruların adımları; yalnızca cevabı değil, nasıl gidildiğini.
- Yaz: Anlamadığın yerler. Yanına bir soru işareti koy, sonra sor.
- Atla: Kitapta aynen bulunan uzun tanımlar. Onların yerine sayfa numarasını yaz.
Kısa işaretler hız kazandırır
- ? : Anlamadım, soracağım.
- ! : Sınavda çıkabilir.
- → : Sonuç, “bu yüzden”.
- ör. : Örnek.
İşaretlerin ne anlama geldiği önemli değil; her derste aynılarını kullanman önemli. Böylece sayfaya bakınca hemen nereye dönmen gerektiğini görürsün.
Akşam beş dakika
Notun en çok işe yaradığı an, ders bittiği günün akşamıdır. Beş dakika ayır: Soldaki sorulara cevap vermeyi dene, cevaplayamadığın sorunun yanına işaret koy ve özeti yaz. Bir hafta sonra aynı sayfaya baktığında ne anlattığını hâlâ anlıyorsan doğru tutmuşsun demektir.
Denemeye değer
Yarın yalnızca bir derste sayfayı üçe böl. Akşam sağ tarafı kapat ve soldaki soruları cevaplamaya çalış. Kaçını cevaplayabildiğini sayfanın köşesine yaz.