Ezber, bilgiyi bir cümlenin sırasına bağlar. O sıra bozulunca, bir kelime unutulunca ya da soru biraz farklı sorulunca her şey dağılır. Bilgi senin elinde değil, cümlenin içinde durur; cümleyi kaybedince bilgiyi de kaybedersin. Buharlaşma hissi buradan gelir.
Bağlantısız bilgi uçar
Akılda kalan bilgi genelde başka şeylere bağlıdır: bir örneğe, bir sebebe, bildiğin başka bir konuya. Bir tanımı “neden böyle?” sorusuyla, gerçek bir örnekle, kendi cümlenle kurduğunda, o bilgi tek bir ipe değil bir ağa tutunur. İplerden biri kopsa bile diğerleri onu yerinde tutar.
Küçük ama önemli
Bir şeyi anladığını anlamanın en basit testi: Onu ezberlediğin cümleyi kullanmadan, kendi kelimelerinle ve bir örnekle anlatabiliyor musun? Anlatabiliyorsan buharlaşması zor.
Peki ezber tamamen kötü mü?
Hayır. Bazı şeyler gerçekten ezberlenir: formüller, kelimeler, tarihler, çarpım tablosu. Ezber, anlamanın yerini almaya çalışınca değil, ona zemin olunca işe yarar. Bir formülü ezberleyip nerede kullanıldığını bilmemek, anahtarı olup kapıyı bulamamaya benzer.
Ezberin ömrünü uzatan şey de tekrar sayısı değil, tekrarın biçimi. Aynı cümleyi yirmi kez okumak yerine kitabı kapatıp hatırlamaya çalışmak ve birkaç gün sonra yeniden denemek, bilgiyi çok daha sağlam yerleştirir.
Denemeye değer
Bu akşam ezberlediğin bir tanımı al ve üç şey yap: kendi cümlenle yaz, bir örnek bul, “neden?” sorusunu cevapla. Sonra iki gün bekle ve kitaba bakmadan yeniden anlatmayı dene.
Ezberledin, sonra buharlaştı. Belki de bilgi buharlaşmadı; sadece tutunacak bir yer bulamadı. Ona tutunacak bağlantılar verdiğinde sabah da orada olur.