Görünen yetenek, görünmeyen yetenek
Bazı yetenekler sahnede görünür: müzik, spor, resim, yüksek notlar. Bazıları ise hiçbir zaman alkış almaz ama her gün işe yarar:
- İnsanların sana derdini anlatması: dinleyebilmek.
- Herkes dağıldığında işi toparlamak: düzen kurabilmek.
- Bir şeyi anlayana kadar sormak: merak.
- Kavga çıkacakken ortamı yumuşatmak: arabuluculuk.
- Bir işi sıkılmadan sonuna kadar götürmek: sabır.
Neyi neyle karşılaştırıyorsun?
Başkalarının en iyi anlarını görüyorsun: sahnedeki performansı, paylaşılan çizimi, kazanılan maçı. Kendinin ise sıradan günlerini, denemelerini, beceremediğin anlarını biliyorsun. Başkasının vitriniyle kendi deposunu karşılaştırınca sonuç hep aynı çıkar.
“İyi değilim” mi, “henüz denemedim” mi?
Gitar çalan arkadaşın ilk gün de çalabiliyor muydu? Muhtemelen hayır; aylarca, belki yıllarca denedi. Bir şeyde iyi olmak çoğu zaman bir şeyi uzun süre yapmanın sonucudur. “Hiçbir şeyde iyi değilim” cümlesi bazen “henüz hiçbir şeye yeterince uzun zaman vermedim” demektir. Bu kötü bir haber değil; daha başlayabileceğin çok şey var demek.
Üç küçük deneme
- 1Üç kişiye sor: “Bir şey için bana gelseydin, ne için gelirdin?” Cevaplar seni şaşırtabilir.
- 2Bir hafta boyunca zamanın nasıl aktığını fark etmediğin anları yaz. O anlarda ne yapıyordun?
- 3Merak ettiğin tek bir şeyi seç ve üç hafta boyunca haftada iki kez dene. Üç hafta sonra hâlâ merak ediyor musun?
Bir şeyi sevmek için iyi olmak zorunda mısın?
Hayır. Kötü resim çizip keyif almak, ortalama bir futbolcu olup her hafta maça gitmek, notu en yüksek olmayan derste merak etmek mümkün. Her uğraşın bir yarışma olması gerekmiyor. Bazen “iyi miyim?” sorusunu bırakıp “hoşuma gidiyor mu?” diye sormak daha çok yol açar.
Bu his uzun sürüyorsa
Kendini haftalardır değersiz hissediyorsan, hiçbir şeyden keyif alamıyorsan ya da bu düşünceler seni çok yoruyorsa, güvendiğin bir yetişkinle ya da okulunun rehber öğretmeniyle konuş. Bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.