İlk on dakika
Sınavdan yeni çıkmış bir çocuk çoğu zaman zaten kendini yargılamıştır. O anda ihtiyacı olan bir değerlendirme değil, biraz mesafedir. Eve geldiğinde yemek yesin, üstünü değiştirsin, isterse biraz yalnız kalsın. “Zor bir gün olmuş gibi. Konuşmak istediğinde buradayım” demek, o akşam için çoğu zaman yeterli bir başlangıçtır.
Sonuç ile yöntem arasındaki fark
Not, o gün ne olduğunu söyler; neden olduğunu söylemez. Aynı düşük notun arkasında çalışılmamış bir konu da olabilir, yetmeyen süre de, soruyu yanlış okumak da, heyecan da. Hangisi olduğunu bilmeden verilen her tepki, “daha çok çalış” gibi genel bir öğüde dönüşür. Genel öğüt ise bir sonraki sınavda neyin farklı yapılacağını göstermez.
Üç soru
- 1“Nerede zorlandın?” Hangi konu, hangi soru türü, sınavın hangi bölümü?
- 2“Beklediğinden farklı olan neydi?” Süre mi yetmedi, sorular mı farklı geldi, çalıştığı yerden mi çıkmadı?
- 3“Bir dahaki sefere tek bir şeyi değiştirsen neyi değiştirirsin?”
Bu soruları sorgu gibi art arda sıralamayın. Biri bile yeterli olabilir. Cevabı düzeltmeden dinleyin; “Ama ben sana demiştim” cümlesi konuşmayı o anda bitirir.
Aynı akşam yeni program yapılmalı mı?
Hayır. O akşam yapılan program çoğu zaman öfkeyle ya da telaşla yapılır: fazla dolu olur, ceza gibi durur ve birkaç gün içinde bırakılır. Kararları bir iki gün sonraya bırakın. O akşamın işi ne olduğunu anlamak; ne yapılacağına sakin kafayla karar verirsiniz.
Bir sonraki sınava tek değişiklik
Birkaç gün sonra üçüncü soruya dönün ve çocuğunuzun söylediği tek değişikliği somutlaştırın: “Süre yetmedi” dediyse evde süre tutarak çözmek, “o konuyu anlamamıştım” dediyse öğretmenine sormak gibi. Tek ve küçük bir değişiklik, baştan sona yenilenen bir çalışma düzeninden daha kolay uygulanır.
Not, çocuğunuzun kim olduğunu söylemez
Bir sınav sonucu çocuğunuzun zekâsını, karakterini ya da geleceğini göstermez; o günkü hazırlığının ve koşulların bir fotoğrafıdır. Bunu ona da söylemek, kötü bir sonuçtan sonra yeniden denemesini kolaylaştırır.