Neden kimse ilk mesajı yazmıyor?
İlk yazan, haksız olduğunu kabul etmiş gibi hisseder. Ya da cevap gelmezse daha çok incineceğinden korkar. İki taraf da beklerken sessizlik bir tür cevap hâline gelir ve her geçen gün kavgadan daha büyük görünür.
İlk adım haklılık itirafı değildir
İlk mesajı yazmak “ben haksızım” demek değil; “bu arkadaşlık benim için önemli” demektir. Kimin haklı olduğunu ilk mesajda çözmek zorunda değilsin. İlk mesajın tek işi, konuşmanın kapısını aralamaktır.
Kısa bir ilk mesaj
- “Konuşmadığımız için tuhaf hissediyorum. Bir ara konuşalım mı?”
- “O gün ikimiz de sinirliydik. Seni özledim.”
- “Kimin haklı olduğunu bilmiyorum ama küs kalmak istemiyorum.”
Uzun açıklamalar, suçlamalar ve “ama sen de” cümleleri ilk mesajı ağırlaştırır. Kısa tut; asıl konuşmayı yüz yüze yap.
Yüz yüze konuşurken üç adım
- 1Kendi payını söyle: “O gün sesimi yükselttim, bunu yapmamalıydım.” Payın küçük olsa bile söylemek, karşındakinin de kendi payını görmesini kolaylaştırır.
- 2Onun nasıl hissettiğini sor ve sözünü kesmeden dinle. Hemen cevap vermek zorunda değilsin.
- 3Bundan sonrasını konuşun: Benzer bir şey olursa ne yapacaksınız?
Cevap gelmezse
Arkadaşın hemen cevap vermeyebilir ya da hâlâ kızgın olabilir. Bu senin yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmez. Bir iki gün bekle. Kapıyı araladın; içeri girip girmemek onun kararı. Israrla mesaj atmak ise kapıyı yeniden kapatabilir.
Her küslük barışmayla bitmek zorunda değil
Bazı küslükler bir arkadaşlığın sana zarar verdiğini fark ettiğin anda başlar: sürekli küçümsenmek, sırlarının dağıtılması, baskıyla bir şey yaptırılmak. Böyle bir durumda barışmak zorunda değilsin. Mesafe koymak da bir karardır.
Denemeye değer
İlk mesajını şimdi yaz ama gönderme. Bir saat sonra yeniden oku: Suçlayan bir cümle var mı? Varsa çıkar, kısa hâlini gönder.